Home > English > Introductory Guide

Stay, Wait
 Kalmak, Beklemek
patience  sabır patient (adj.)  sabırlı
impatient (adj.)
 sabırsız
restless (adj.)
 huzursuz
wait
 beklemek
  We're really early. We're going to have to wait for a long time.
Çok erkeniz. Uzun süre beklememiz gerekecek.
 
  She lived in Mexico for two years.
İki sene Meksika'da yaşadı.
 
  They haven't arrived yet. We're still waiting.
Henüz varmadılar, hala bekliyoruz.
 
  He waited patiently for his gilfriend to get ready.
Sabırla kızarkadaşının hazırlanmasını bekledi.
 
stay - stayed
 kalmak
remain
 kalmak / durmak
  Stay here. I will come back soon.
 Burada kal. Birazdan dönerim.
  Remain where you are. Help is in on the way.
Olduğun yerde kal. Yardıma geliniyor.
  Did they stay home last night?
Dün gece evde mi kaldılar?
 
  I'm staying at a hotel tonight.
Bu gece otelde kalıyorum.
 
until
 kadar / değin
during  esnasında
  They will stay in Canada until Friday. 
Cuma gününe kadar Kanadada kalacaklar.
  Will you wait until next month? 
Gelecek aya kadar beklermisin?
  They talked during the movie. 
Film boyunca  konuştular.
together
  birlikte
apart  ayrı
  We were together for a short time. 
Kısa bir süre buyunca birlikteydik.
  How long did you wait?
 Ne kadar bekledin?
 
-
I waited for thirty minutes.
Otuz dakika bekledim.
  It took me a long time to walk to Rome.
Roma'ya yürümek çok vaktimi aldı.
 
-
Yes, it does. It takes dedication!
Evet, sürer. İthaf gerektirir.
  Did it take long to finish it?
Bitirmen uzun sürdü mü?
 
-
No, it only took 10 minutes.
Hayır sadece 10 dakika sürdü.
before
önce after  sonra / ardından

Zaman bildiren yan cümlelerde (after, before, as soon as) gelecek zaman anlamı olmasına rağmen yan cümledeki fiilin şimdiki zamana göre çekildiğine dikkat ediniz.

  Before she gets here, let's hide the money.
O gelmeden önce parayı saklayalım.
  After he arrives, let's go for a walk.
O geldikten sonra yürüyüşe çıkalım.
  As soon as they leave, let's go to the beach.
Onlar gider gitmez biz de sahile inelim.
önceki sayfa »