Ana Sayfa > İngilizce > Rehberi

Communication
Iletişim
resimli kelime rehberi

communication

phone number
telefon numarası
call
aramak/çağrı
message
mesaj/ileti
   
call
aramak
ring - rang - rung
çalmak (telefon çalması)
  The phone's ringing. Could somebody go answer it?
Telefon çalıyor. Biri açabilir mi?
  Hello.
Alo
  May I speak with Susan?
Susan'la görüşebilir miyim?
  May I ask who's calling?
Kimin aradığını öğrenebilir miyim?
  This is her friend, Amy.
Ben arkadaşı Amy.
  Hang on, I'll go get her.
Bekleyin lütfen, onu çağırayım.
  He's not here right now. Would you like to leave a message?
Şu anda burda değil. Mesaj bırakmak ister misiniz?
  No thanks. I'll call back later.
Hayır, sağolun. Ben sonra tekrar ararım.
  Leave a message at the beep.
Bip sesinden sonra mesaj bırakın.
  Why haven't you returned my calls?
Neden çağrılarıma cevap vermedin?
post office
postane
email
e mail /elektronik posta
send - sent
göndermek
receive
almak
deliver
vermek
transmit
iletmek
  Did you receive the email I sent you?
Sana gönderdiğim e-maili aldın mı?
  Let's send Samantha a Christmas card.
Samantha'ya yeni yıl kartı gönderelim.
  You need to pick up a package at the post office.
Postaneden bir paket almanız gerekiyor.
  Deliver this package to Mr. Robinson.
Bu paketi Bay Robinson'a verin.
  We transmitted a message to Alpha Centauri.
Alpha Centauri'ye mesajı ilettik.
announcement
ilan/duyuru
announce
duyurmak/ilan etmek
  They announced the arrival of the king with trumpets.
Kralın gelişini borazanlarla duyurdular.  
shout
bağırmak
scream
çığlık atmak/haykırmak
yell
acıyla, kızgınlıkla bağırmak/çığlık atmak
whisper
fısıldamak
  She screamed when she found a cockroach in her bed.
Yatağında bir hamamböceği bulunca çığlık attı.
  Her parents yelled at her because her grades were bad.
Anne babası , notları kötü olduğu için kızlarına bağırdı.
  Their shouts echoed through the canyon.
Çığlıkları tüm kanyon boyunca yankılandı.
  She whispered into his ear.
Kulağına fısıldadı.
description
tanım
describe
tanımlamak/anlatmak
express
belirtmek/ifade etmek
  I can't find the right words to express my feelings.
Duyguları ifade edecek kelimeleri bulamıyorm.
  She expressed surprise.
Şaşkınlık belirtisi gösterdi.
  The author described the plot to me in detail.
Yazar bana  hikayenin ayrıntılarını anlattı.
reaction
tepki
react
tepki vermek
  How did she react?
Nasıl tepki verdi?
wink
göz kırpmak
  Why is that man winking at me?
Şu adam neden bana göz kırpıyor?
önceki sayfa »