Ana Sayfa > İngilizce > Rehberi

Courage, Fear
Cesaretlendirmek, Korkutmak
tehlike

dangerous (adj.)

tehlikeli 
safety (adj.)
güvenlik 
safe (adj.)
güvenli
careful (adj.)
dikkatli
careless (adj.) dikkatsiz
caution
tedbir
cautious (adj.)
temkinli
risk
risk
risky (adj.) riskli
courageous (adj.)
cesur/korkusuz
brave (adj.)
cesur
bold (adj.)
cesur/gözüpek
reckless (adj.)
atak/atılgan
  He is very courageous. Despite the danger, he entered the dark cave.
O çok cesurdur. Tehlikeye rağmen, o karanlık mağaraya girdi.
  You take a lot of risks. Climbing without ropes is very risky.
Çok fazla risk alıyorsun. Halatlar olmadan tırmanmak çok riskli.
  It's a risk I'm willing to take.
Yapmaya(göze almaya) niyet ettiğim şey bir risk.
fear
korku
afraid (adj.)
korkan
fearless (adj.)
korkusuz
terror
terör
nervous (adj.)
gergin/endişeli/sinirli
panic
panik olan (kişi)
  She's afraid of heights.
Yükseklikten korkuyor.
  Tests make me nervous.
Testler beni geriyor.(gergin olmama neden oluyor.)

shy (adj.)
utangaç
shyness
utangaçlık
confident (adj.)
emin/güvenen
confidence
emin olma/güven
  I'm confident that you'll do well.
İyi bir iş çıkaracağından eminim.
  He has a lot of self-confidence.
Kendine çok fazla güveni var.
kahraman

heroic (adj.)

kahramanca
protection
koruma
   
protect
korumak
save
kurtarmak
  The garlic should protect you from the vampires.
Sarmısak seni vampirlerden korur.
  Save me!
Kurtarın beni!
  He's a hero. He risked his life to save the children.
O bir kahraman. Çocukları kutarmak için hayatını riske attı.
escape
kaçmak
  They escaped from the dragon's cave.
Ejderhanın mağarasından kaçtılar.
Resimli kelime rehberi

fantasy II

magic
büyü/sihir
magical (adj.)
büyülü/sihirli
magician
büyücü/sihirbaz
spell
büyü/tılsım
potion
iksir
   
  I think the witch cast a spell on me. I've been turned into a frog.
Sanırım cadı bana büyü yaptı. Bir kurbağaya dönüştüm.
scary (adj.)
ürkütücü/korkutucu
scared (adj.)
ürkmüş/korkmuş
frightening (adj.)
korkutucu
frightened (adj.)
korkmuş
haunted (adj.)
lanetli/perili
   
scare
korkutmak
frighten
ödünü koparmak/çok korkutmak
terrify
çok korkutmak/dehşete düşürmek
  The ghost frightened Ted.
Hayalet Ted'i çok korkuttu.(Te.d'in ödünü kopardı)
  This movie is really scary. Would someone hold my hand?
Film gerçekten korkunç. Elimi tutabilir misin?
coward
korkak
cowardly (adj.)
korkak/ödlek
wimp
çekingen
wimpy (adj.)
çekingen/ürkek
flee
kaçmak/kaçınmak
  When they saw the witch, they ran away in fear.
Cadıyı görünce, korkuya kapılıp kaçtılar.
  You cowardly wimp! Don't give up so easily.
Seni korkak ödlek! Bu kadar çabuk pes etme.
önceki sayfa »